Aman dikkat! Eğer bir gün siyaset yapmaya karar verirseniz ve bunu özellikle İskenderun’da CHP Belediye Meclis Üyesi olarak yapmayı düşünüyorsanız, iki değil, belki üç kere düşünmenizde fayda var derim. Çünkü..
Aman dikkat!
Eğer bir gün siyaset yapmaya karar verirseniz ve bunu özellikle İskenderun’da CHP Belediye Meclis Üyesi olarak yapmayı düşünüyorsanız, iki değil, belki üç kere düşünmenizde fayda var derim.
Çünkü bu görev, sadece sorumluluk değil; aynı zamanda yoğun bir baskı, çelişkiler ve siyasi körlükle de mücadele etmek anlamına geliyor.
Neden mi?
Çünkü İskenderun’da CHP adına meclis üyesi olmak, çoğu zaman üretmeden muhalefet etme görevine dönüşebiliyor.
Yani kimi zaman önünüze çıkan her maddeye RED! RED!RED! demeyi bilmeniz gerekiyor.
Toplumun veya kentin ihtiyaçlarını öncelemeden, sırf muhalefet etmek uğruna her şeye “RED” demek, CHP İskenderun belediye meclis gurubunda neredeyse alışkanlık haline gelmiş durumda.
İskenderun belediyesi Temmuz ayı meclis toplantısı, bu durumu bir kez daha gözler önüne serdi.
İskenderun Belediyesi, deprem sonrası yıkılan 5 Temmuz Stadyumu’nun yerine inşa edilen Millet Parkı’nın atıl kalan 500 metrekarelik alanına bir sağlık ocağı yapılması için öneri sundu. Son derece insani, acil ve yerinde bir hizmet ihtiyacıydı bu.
Ancak CHP grubundan beklenen destek yerine sert bir itiraz yükseldi.
Gerekçe mi?
Projeye kendilerine danışılmadan başlanmış olması.
Oysa Belediye Başkanı Mehmet Dönmez net bir şekilde ifade etti: “Ortada ne kazma vurulmuş, ne de inşaata başlanmış. Bu sadece bir tekliftir.”
Ancak CHP grubunda bir kafa karışıklığı, bir şaşkınlık hâkimdi.
Deprem görmüş, sağlık hizmetleri yara almış bir şehirde; sağlık altyapısına katkı sunacak bir projeye “ilkesel muhalefet” yapmak, halkın ihtiyaçlarını hiçe saymak değil midir?
Bu noktada engellenen kimdir?
Hizmet mi? Halk mı? Yoksa tüm İskenderun mu?
Üzücü olan yalnızca bu değil. CHP grubundan bir meclis üyesi Selahattin Sabun vicdanının sesini dinleyip, halkın faydasına olan bu projeye “evet” oyu verdiği için “ihanet” suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Hatta istifası bile istendi.
Sanırım istifa da etti.
Oysa Sabun’un yaptığı sadece, siyasi kaygıları bir kenara bırakıp, seçildiği halk adına doğru olanı yapmak.
İyide yaptı!
Bu tablo karşısında insan ne düşüneceğini bilemiyor:
Güler misin, ağlar mısın?
İskenderun’un geleceği için siyaset üstü bakışa, hizmet odaklı bir anlayışa ve toplumsal yararı önceleyen temsilcilere her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Aksi halde kaybeden sadece kişiler değil, tüm bir şehir olacaktır.