Rahmetli babamın bir sözü vardı: “Ala göz anadan gerek, siyah sürmeyi neyleyim.” O kadar çok söylerdi ki, sanki hayatının pusulasıydı bu cümle. Belli ki o da bu sözü dedemden, aile..
Rahmetli babamın bir sözü vardı:
“Ala göz anadan gerek, siyah sürmeyi neyleyim.”
O kadar çok söylerdi ki, sanki hayatının pusulasıydı bu cümle. Belli ki o da bu sözü dedemden, aile büyüklerinden duymuş, belleğine kazımıştı. Ben ise yıllarca duyduğum bu sözün derin anlamını tam olarak kavrayamamıştım.
Bir gün merak edip sordum:
“Baba, nedir bu sözün manası?”
Gülümsedi, gözlerindeki o sıcak ifadeyle bana baktı ve dedi ki:
“Oğlum, güzellik, asalet, zenginlik, ahlak… Bunlar Allah vergisi olacak. Sen, sonradan istediğin kadar süsle… Boş.”
İşte o an, sözün gerçek derinliği içime işledi. Yıllar geçtikçe daha da iyi anladım.
Hele ki bugünlerde… Üç kuruşu bir araya getirince burnu Kaf Dağı’nda gezenleri gördükçe… Biraz lüks, biraz şatafat bulunca etrafına tepeden bakanları izledikçe…
Elbette insan hayata sıfırdan başlayıp zirveye çıkabilir. Çalışır, çabalar, mücadele eder; en güzeline, en özeline ulaşabilir. Ama işte o içte olan, Allah vergisi güzel ahlak yok mu… O, etrafa saçtığı ışıkla kendini sessizce, ama en derinden hissettirir. Mütevazı bir şekilde, gönüllere dokunarak…
Babama dair en çok hatırladığım şey, girdiği her ortamda önce insanın gönlüne dokunmasıydı. Ne statü farkı gözetirdi ne zengin-fakir ayrımı… Çocukla çocuk olur, yaşlıyla oturup dertleşirdi. Bazen bir kahve içmenin bile insana nasıl değer kattığını, onunla gördüm, onunla öğrendim.
Bu yüzden, siz siz olun; güzelliğin en özünü, asaletinizden eksik etmeyin. Etmeyin ki sizden sonraki nesiller bile bu inceliği hissedebilsin, yaşayabilsin.
Ve bugün… 4 Aralık 2014’te sonsuzluğa uğurladığımız canım babamı bir kez daha özlem ve rahmetle anıyorum. Bu değerli sözü de babamın mezar taşına yazdırdım. Mekânın cennet olsun babacığım… Senin sözlerin, bize bıraktığın en kıymetli miras oldu.