Milletler; kültür değerlerine sahip çıkması için verdikleri mücadelelerle anılır ve özlem duyulan geçmiş geleceğe taşınır. Özgürlüklerini kazanmış ve mevcudiyetlerini devam ettiren devletlerin gerisinde yüklü mirasların övüncüyle ayakta dururlar. Bazı konuşma..
Milletler; kültür değerlerine sahip çıkması için verdikleri mücadelelerle anılır ve özlem duyulan geçmiş geleceğe taşınır. Özgürlüklerini kazanmış ve mevcudiyetlerini devam ettiren devletlerin gerisinde yüklü mirasların övüncüyle ayakta dururlar.
Bazı konuşma ve demeçleri dinlediğimde nedenlerle kafam karışıyor.! Yalnızca şaşıran ben olmadığımı biliyorum. Toplumumuz anında söylemlere ters tepki veriyor.
Topluma mal olmuş özellikle yüce kurtarıcımızın arkasından, değişik üsluplarla sataşılması milletçe sindiremeyeceğiz duygulardır.
Kurtarıcımızın arkasından değişik kimliklerin ön plana çıkartılması acizane bir durum. Asırlık milletlerin çökmeye yüz tuttuğunu tarihsel biliyoruz. Fakat kendi külünden yeniden doğan dünyada tek bir millet var oda Türk milletinin kurduğu hükümdarlıklardır. Tarih tekerrürden ibaret olduğunu araştıran ve bir bilen olarak, milletimizin bütünlüğünü tehlikeye sokacak her türlü SÖZLERE karşıyım.
Büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk;
Bir konuşmasında ders alacağımız şu cümleleri kullanmıştı.
“Kültür zeminle orantılıdır, o zemin milletin karakteridir. Ulusal benliğini bilmeyen milletler, başka uluslara yem olurlar”. Kurtarıcımızın derin ifadelerinin altında yatan önemli unsur; Kültür karakter bakımından özeldir.
Kültürler değişik yörelere göre değişir ve onlara göre anlamlaşır. Yoksa azınlık kültüre ve coğrafyaya sahip milletler, bir geneli asla temsil edemezler.
“Diktatörlük” “ilerilik” “yükseklik” “gerilik” gibi ayrımlar. Bazılarını üstün görme gibi şaşaalara sahip olsalar dahi, o gibi kültürleri taşıyanlara farklı kültürler denir.
Her milletler kendi içinde farklı kültürlere sahip azınlıkları barındırabilir.
Türk milleti kendi örf ve adetlerine sadık kalarak, asırlar boyu azınlık medeniyetleri kendi bünyesinde barındırmış ve üstün kılmıştır.
Millet olarak tek arzumuz, Atatürk’ün gösterdiği hedeflere sahip çıkmak. Ülke bütünlüğümüzü korumak olmalı. Tarihlere öncülük eden, devirler kapatıp açan Türk milletinin, vatan sevgisine tarihler tanıktır. Vatan sevgisini dinimizde övmüş ve teşvik etmiştir.
Yüce kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk;
Kurtuluş savaşı öncesi durumumuzu şu cümlelerle ifade ediyor.
“Milletimiz milli anlayışa sırt çevirmesinin sonunda çok acı cezalar görmüştür”.
Şimdi şu özel cümleyi araladığımızda; Söylenmek istediği ana fikri anlamazlıktan gelmek şuursuzluktur. Türkiye öncesi ve sonrası oluşan Türk toplumlarında;
Topraklarında yaşayan her toplumu ile özlenen ve imrenilen bir ülke olmuştur.
Geçmiş yüzyıllarda da bu böyle idi, gelecek yüz yıllarda da böyle olacağı kesindir.
Mehmetlerimiz; Vatan topraklarımıza göz diken bölücü örgüte karşı; Tabiatın her türlü cilvelerini düşünmeden kanlarını topraklarımıza akıtmıştır. “Önce vatan” ilkesini kendine destur etmiştir.
Şehitlik mertebelerinin en üst kademelerinde kendilerine yer beğenen MEHMETLERİMİZİN düşünceleri dünde, bugünde, yarında aynıdır.
Yeter ki vatan topraklarımıza fiili bir saldırı olmasın.
Beş ay boyunca terör örgütlerinin kendilerine gelmeleri ve silah bırakarak, Türkiye Cumhuriyeti’ne BİAT etmeleri konusunda gelişmeleri takip ediyoruz. MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’nin başlattığı sürecin sonuna gelmek üzereyiz. Hala daha tam bir şekilde olumlu yakınlaşmalara tanık edemiyoruz.
Şimdiye kadar bunca Mehmetlerimizi ve sivil halkımızı hunharca ve kahpece şehit eden terörist ve siyasi uzantıları, büyük Türk ulusunu temsil eden hükümetimizle açık kapalı pazarlıklarla gündemleri geçiriyor. Yüce mecliste istedikleri gibi konuşuyorlar. Terörist başı Türkiye’de yapılacak kongrede bulunması gerekiyor diye dayatmaları basından takip ediyor ve düşünce deryasında kayboluyoruz.
Hükümetimiz bu konuda kesin tavrını sürdürüyor. Öz değerlerimize dil uzatmayacaksınız. Ne olduğu bilinmeyen çalışmalar içerisinde bulunmayacaksınız. Kesinlikle silahları, Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim edeceksiniz. Hepsi bu kadar.
Şu hiçbir zaman unutulmamalı;
Kandil’ in sönmez denilen ateşi birdenbire sönecek.! Birlik ve beraberlik oluşturulacak.
İnşallah bu terör belası yurdumuzdan tez elden gider.!