Hayatın en büyük gerçeği, olmazsa olmazı… Bugün üzerinde konuştuğumuz her şey, kurduğumuz bütün hayaller, planladığımız yarınlar, SU varsa olacak, SU yoksa olmayacak! Bazen bu gerçeği unutuyoruz. Musluktan akan her damlayı..
Hayatın en büyük gerçeği, olmazsa olmazı…
Bugün üzerinde konuştuğumuz her şey, kurduğumuz bütün hayaller, planladığımız yarınlar, SU varsa olacak, SU yoksa olmayacak!
Bazen bu gerçeği unutuyoruz. Musluktan akan her damlayı sınırsız bir kaynak gibi görüyoruz. Oysa bilim insanlarının, çevre örgütlerinin ve uzmanların yıllardır uyardığı bir gerçek var: Dünya büyük bir su kriziyle karşı karşıya. Türkiye de bu krizden bağımsız değil, tam tersine en çok etkilenecek ülkeler arasında.
Barajlardaki doluluk oranları düşüyor, yer altı suları hızla tükeniyor, kuraklık artık “olağanüstü” bir durum değil, hayatımızın bir gerçeği haline geliyor. Ve ne yazık ki bütün bunlar olurken bizler hâlâ suyu israf etmekten geri durmuyoruz. Açık musluklar, boşa akan hortumlar, gereksiz tüketimler…
2025 yılı verilerine göre, 1 Ekim 2024 – 12 Ağustos 2025 döneminde Türkiye’nin baraj doluluk oranı yüzde 42,2 seviyesine düştü. Bu oran, bir önceki yıl aynı dönemdeki yüzde 52,9 ile kıyaslandığında, 10,7 puanlık bir düşüş anlamına geliyor.
Şunu artık kabul etmek zorundayız: Su, altın değerinde bir nimettir. İsrafı sadece kendi cebimizi değil, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini de çalmaktır.
Bugün bir bardak suyu çöpe döken, aslında gelecekte bir nesli susuz bırakıyor.
Artık uyanma zamanı geldi.
Çünkü durum gerçekten çok ciddi ve vahim!
Musluğu kapatmak, damlatan contayı değiştirmek, bahçeyi sularken daha dikkatli olmak küçücük bir ayrıntı gibi görünebilir. Ama işte o “küçük” önlemler, milyonlarca insanın bir araya geldiğinde dev bir fark yaratıyor.
Unutmayalım, suyu tasarruflu kullanmak bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Çünkü yarınlarımız, torunlarımız, hatta ülkemizin geleceği bu damlalara bağlı.
Su önemli… Su hayat demek…
Kıymetini bilelim, israf etmeyelim.